Online Terapi

Menümüz
Ana Sayfa
Vizyonumuz
Hakkımızda
Uzmanlarımız
Online Terapi
Galeri
Videolar
Slaytlar
Basında Biz
Anket
Haberler
Öneriler
Siteyi Öner
Bize Ulaşın
Site Haritası
Sık Sorulan
Ziyaretçi Defteri
Editör
Üye Giriş
Üye Olmak
Üye Çıkış
Şifremi Unuttum

SSS

Kimler Bağlı
Toplam Üye: 301
Aktif Üye: 0
Aktif Ziyaretçi: 4
Nickname
Şifre

A'dan Z'ye Psikolojik Bozukluklar

Bizden Haberler
01.09.2008
· PSİKODİNAMİK YÖNTEM VE PSİKANALİZ
28.08.2008
· Yorgunluk mu hissediyorsunuz ?
25.08.2008
· Okula Yeni Başlayacak Çocuklarımıza Nasıl Davranmalıyız?
22.08.2008
· Bedeninizin verdiği mesajları anlayın
19.08.2008
· EVLİLİK KARARI VE EŞ SEÇİMİ
16.08.2008
· Panik atakla sosyal hayat çok zor!
15.08.2008
· İrade Gücünü Sınırlayan Nedir?
14.08.2008
· Strese Mahkûm muyuz?
13.08.2008
· Utangaçlık ve Sosyal Fobi arasındaki İlişki
12.08.2008
· Beyin bildiğini okur

Eski Haberler

A'dan Z'ye Psikolojik Bozukluklar

Histerik Kişilik





Histerik belirtiler genellikle yatkın bir nörotik kişilikte görülür. Histerik kişiliğin özellikleri hakkındaki görüşler değişiktir. Dupre, Bernheim, Babinski ve Janet"nin etkisi ile gelişen Fransız okulunun Henri Ey tarafından özetlenen tanımlamasına göre histerik kişilikte şu özellikler bulunmaktadır.

a) Değişken ruhsal yapı (psikoplastisite): Kesin bir kimliğin gelişmemiş olması nedeniyle kişinin kolay etki altında kalan bir birey olması; eğindirime (telkine) yatkın olması.

b) Yalan uydurma egiiimi (mitomani): Dupre"nin tanımladığı bu özellik histerik kişinin rol yapma, yalan uydurma ve hastalığa öykünme eğilimidir.

c) Cinsel düzensizlik: Histerikler genel olarak cinselliğe karşı düşkün olmaktan çok, cinsel alanda derin kısıtlanışları (inhibition) ve düzensizlikleri olan kişilerdir.

Histerik kişilik yerine DSM-III ve ICD-10 "histriyonik kişilik" terimini kullan-maktadır. Adı değişmiş, ama özellikler aynıdır ve klasik kitaplarda belirtilmiş olan özelliklerdir. Bu tür kişilikte davranışlar yapay, abartılmış, tiyatro oyunu oynar gibidir. Duygulanım oynak ve yüzeyeldir. Dış görünüşleri ile baştan çıkarıcı gibidirler. Ben merkezcil, çabuk kırılan, sürekli beğenilmeyi bekleyen, çocuksu, eğindirime (telkin) yatkın kişilerdir. Bu özellikler genellikle kadınlarda olur.

Uzun yıllar psikiyatride histerik kişilik tanımlaması böyle olmuş ve konversiyon ya da disosiyatif nevroz belirtileri gösteren kişilerin kişilikleri de bu özelliklerle tanımlanmıştır. Kanıma göre bu yüzden bu kişilere karşı olumsuz tutumlar süregelmiştir. Histrionik kişilik ile konversiyon bozukluğu veya disosiyatif nevroz arasında bir bağ olması kuşkuludur. Nitekim bu nedenle artık DSM-III-R ve ICD-10"da bu bozukluklar ile histrionik kişilik arasında bir bağ bulunduğuna ilişkin bir ifade kul-lanılmamaktadır.

Psikanalitik kurama göre histerik kişilik daha çok fallik dönemde saplanmayı, çözülmemiş Oedipal sorunların bulunduğunu gösterir.

Ülkemizde çok görülen histerik nevrozlu kişilerin çoğunun yukarda tanımlanan kişilik türüne uymadığı görülür. Kanımıza göre histerik kişilik hakkındaki tanımlamaların yeni baştan gözden geçirilmesi gerekmektedir. Klinik incelemelerimize göre histerik nevroz belirtileri göstermeye yatkın kişilerin ancak çok küçük bir bölüğü klasik kitaplarda tanımlanan özellikleri gösterirler. Çoğu, çekingen, dııyarlı, başkalanıun (anne, baba, eş) istek ve komutlarına uyan; ağır yaşaın koşullanna uzun süre "uysal uyıım" yapabilen, duygıı ve düşüncelerini dışa vuramayan; çocııkluktan beri aile içinde özel yer ve sorumluluk yiiklenmiş kişilerdir).


OLUŞ NEDENLERİ:

Geçen yüzyılın sonlarından beri histerik nevrozun etiyolojisi üzerinde birçok araştırmalar yapılmış ve değiçik kuramlar ileri sürülmüştür. Salpetriere okulunun büyük hekimi Charcot, histerinin ruhsal doğalı bir hastalık olduğunu, hipnoz ile histerik belir-tilerin ortaya çıkarılabileceğini ileri sürmüş ve bu hastalıkta kalıtımla geçen dejeneratif bir sürecin varlığına inanmıştı (o çağda hemen hemen her hastalık dejeneratif olarak görülüyordu). 19. yüzyılın son dönemlerinde ve 20. yüzyılın başında Bemheim, Babins-ki, Dejerine, Pierre Janet ve Freud"un görüşleri önem kazandı. Nancy okulunun temsilci-si Bernheim, Charcot gibi histeride hipnozun etkilerini ve eğindirime (telkine) yatkınlığı incelemiş ve histerinin eğindirimle ortaya çıkan bir hastalık olduğunu ileri sürmüştü. Babinski de bu yönden ilerleyerek histerinin eğindirimle ortaya çıkan ve inandırma ile iyileşen bir hastalık olduğunu ileri sürmüş ve hastalığa telkin nörozu anlamını taşıyan "pithiatisme" adını vermişti. Bu dönemde, Dejerine"in heyecan kuramı ve psikonevrotik belirtilerin heyecansal sarsıntılardan ileri geldiğine ilişkin görüşü de geniş yankılar uyandırmış olmakla birlikte, en önemli yeri Pierre Janet ve Sigmund Freud tutmaktadır.

Charcot"nun öğrencilerinden P. Janet psikonevrozlardaki temel patolojiyi bilinç yapısındaki değişikliklere bağlamıştı. Janet"nin ortaya attığı "ruhsal gerilim" (tension psychique) kavramına göre, normalde, kişinin ruhsal enerjileri birleşerek bir amaç çevresinde yoğunlaşmakta ve buna bağlı olarak bilinç, belli bir güç ve bütünlük göstermektedir. Kalıtım, yorgunluk ya da heyecansal yaşantıların etkisi ile ruhsal geri-limde genel bir düşüklük olabilir. 0 zaman psikasteni"den söz edilir. Histeride ise, rııh-sal gerilimde genel bir dilşme o!maz, bilinç alanında daralma olur. Hipnozda oldugu gibi, histeride de kişiyi eğindirim altında tutan bir fikir (idee) vardır ve bilinç alanı bu fikir üzerine daralmış, büzülmüştür. Histeriğin imgesel yaşantılan yoğundur; sanki kendi imgeleri onu hipnotize etmiştir. Histeride, "sabit fikir" (sabit fikir; idee fixe) temel belirtidir. Bu "sabit fikir" bilincin zayıflaması ile ortaya çıkan bütün bilinçsiz güçlerin, yani ruhsal otomatizmanın belirtisidir. Duygular, inançlar, istekleı- ve anılar özel bir şiddet kazanmakta ve zayıflamış olan bilinçten çöz.ülmektedir (disosiyasyon). Histerik belirtiler bu otoınatik ayrılma (emancipation automatique) olaylannı temsil et-mektedir. Görülüyor ki Janet, temel olarak, histeriyi kişiliğin birleşiminde bir düzensizlik, bir çözülme (disosiyasyon) olarak açıklamağa çalışmıştır. Kanımıza göre Janet, aslında bir belirtinin oluş düzeneğini açıklamağa çalışmış; fakat histerinin oluş nedenine yönelmemiştir. Yazmış olduğu son derecede ilgi çekici histeri vakalarının öykülerine dikkat edersek, genellikle belirtilerin tanımlanması üzerinde durduğu; bu hastaların ailesel geçmişleri, yaşantıları üzerınde hemen hemen hiç durulmamış olduğu görülür.

1893"de yayınladıkları "Histerik Olaylarda Ruhsal Düzenek" adlı yazı ve 1896"da yayınlanan "Histeri Üzerine İncelemeler"adlı monografi ile Freud va arkadaşı Breuer, önce histerinin aydınlatılmasında ve sonradan da bütün ruh hekimliğinde çığır açtılar. Freud ve Breuer, başlangıçta, hipnoz uyguladıkları hastaların, hastalığı kamçılayan olay-ların anılannı canlı bir biçimde anlattıklarında histerik belirtilerin yokolduğunu gözlemlediler. Bu denemeler, boşalma (catharsis), bilinçdışına bastırma (repression) ve bilinçdışı kavramlarının ortaya atılmasına yol açtı. Sonra, araştırmalarını yalnız başına sürdüren Freud, özellikle histeri üzerinde yaptığı çalışmalara dayanarak psikanalitik kuramın ve sağaltımın temellerini kurdu. Psikanalitik kuramın çağdaş ruh hekimliği üzerinde izleri derindir ve bu kuram sayesinde ruh hekimliği yalnızca tanımlayıcı olmak-tan kurtularak, hastalık belirtilerinin ardındaki güdücii güçleri inceleyen dinamik ilkeleri kazanmıştırt.

Önce psikanaliük kurama göre ruhsal aygıtın yapısını, çatışma, bunaltı saplanma ve savunma düzenekleri konularını bilmek gerekir.Histeride kaynağını çocukluk dönemlerinden alan bir iççatışma (intrapsychic conflict) vardır. Yani bireyin dürtüleyici dizgesinde (id"de), dışavurulması ve doyurulması olanaksız bir dürtü, bir gereksinim bu-lunmaktadır. Bu dürtünün doyurulması üstbenlik (süperego) baskılan, ya da gerçeklik il-keleri ile yasaklanmı^tır. Herhangi bir nedenle, bu dürtü kamçılandığında ve güç ka-zandığında, benlik bunu bastırabilmek için yeni güçleri harekete geçirmek zorunda kalacaktır. Yasak bir dürtünün aşırı sıkıştırması benlikte bir tehlike olarak algılanır. Böyle bir tehkileye karşı benliğin kullandığı en kestirme yol bu dürtüyü bilinçdışına it-mektir. Ancak, bilinçdışına itilmiş gereksinimler de davranışları etkileyebildiklerinden, çatışma tümden çözülmüş olmamaktadır. Örneğin, aşırı baba sevgisi olan bir genç kız, yaşam boyunca hep babası gibi bir insan aramaktadır; bir tiirlü bulamamaktadır ve mutlu olamamaktadır. Kendisi mutsuzluğunun nedeni olarak bir baba örneği aradığının bilincinde değildir. Bu, biliçdışı bir gereksinim olarak onun davranışlannı etkilemekte-dir. îşte, histerik kişide böyle bir durum, yani yasak dürtülere karşı sürekli bir bastırma (bilinçdışına tutma) zorunluğu vardır. Herhangi yüklü bir yaşantı bu dengeyi dürtü yönünde bozma etkisini gösterebilir." 0 zaman benliğin kullanmakta olduğu bastırma (repression) yetersiz kalır; bu nedenle ortaya bir çatışma durumu çıkar. Çatışmanın doğurduğu bunaltıya karşı yeni bir düzenek gerekir. Histerik nevrozda bu, döndürıne (konversiyon) ya da çözülme (disosiyasyon) düzeneğidir. Histeride, çatışma ve onunla birlikte giden gerginlik ve bunaltı somatik bir işlev bozukluğuna döndüriilmektedir (konversiyon). Buna göre, konversiyon histerisinde baskın olan iki düzenek: Bastırma ve döndürmedir. Bastırma, çatışmanın ve onu doğuran dürtülerin bilinçdışı kalması; kon-versiyon da bunların somatik bir işlev bozukluğuna, örneğin felçlere, anestezilere döndürülmesidir. Ortaya neden somatik işlev yitimi çıkıyor? Histerik kişilik gelişmesinde çocukluk dönemlerinde bedenin çeşitli parçaları ya da işlevleri özel simge-sel anlam ve yük kazanmaktadır. Örneğin, kollar saldırma ve öldürme dürtüsünü ya da mastürbasyonu temsil edebilir. Örneğin, görme, bakma cinsel bir anlam kazanabilir. Böylece özel simgesel bir beden dili gelişir. Organdaki işlev yitimi, bir bakıma hem isteği, hem yasağı temsil eden anlamlı bir bozukluktur. Bu beden dili yanı sıra, bir beden parçasının fıziksel yönden hastalanması, örselenmiş olması gibi durumlar da o organın konversiyon için yatkınlığına yol açabilir (somatic compliance).

Görülüyor ki, histerik belirti bir çatışmayı temsil etmektedir ve çatışmanın doğuracağı bunaltıyı önlemektedir. Buna birincil kazanç adı verilir. Hasta bir çatışmadan, bunaltıdan kurtulmuştur; onun yerine bir organda işlev yitimi olmuştur. Işte, Charcot"nun tanımlamış olduğu la belle indifference"ı, yani belirtiye karşı aldırmazlığı, hatta hoşnutluk durumunu, konversiyon düzeneğinin sağlamış olduğu bu birincil kazanç kavramı ile anlayabiliriz. Birincil kazancın yanısıra, konversiyon histeri-sinde çok zaman ikincil kawnçlar da vardır. Bunlar hastanın belirtileri yüzünden gördüğü ilgi, bakım, ödün, işden, sorumluluktan uzak kalma gibi kazançlardır. Ancak, şunu unutmamak gerekir ki, hem birincil, hem ikincil kazançlann sağlanması bilinçdışıdır ve bu kaz.ançlar dolasıyısle hastayı suçlama, oyun yapıyor kanısıyla ona kız.ma tilmden yanlıştır.

îkinci bir soru da bilinçdışında tutulan ya da konversiyonla giderilen çatışmaların neler olduğu ile ilgilidir. Bu çatışma hangi dürtüler ve gereksinimlerie olmaktadır? Kla-sik psikanalitik kuramda bu çatışma, özgiil olarak, çözülememiş Oedipııs karmaşasıdır. Histerik, fallik dönemde saplanmış ya da bu döneme gerileme zorunda kalmış kişidir. Bu yüzden sevgi nesnesi, çocukluktan kalma imgesel (hayali) bir sevgi nesnesidir. Bu, hiçbir zaman elde edilemeyecek bir nesnedir. Bu nesneye doğru yöneltilen dürtü, bütün toplumlarda varolan yasaksevi ("ıncest) kuralı ile karşılaşır. Klasik psikanaliz, histeride fallik dönem saplanmasına büyük önem vermişse de, sonraki araştırıcılar bu bozuklukta oral döneme ilişkin çatışmaların da önemli olabileceğini belirtmişlerdir .

Bu psikanalitik açıklamaya karşılık, histeriyi bir beyin patolojisi ile açıklamaya çalışanlar olduğu gibi; öğrenme ve koşullandırma kuramlarına göre açıklamağa çalışanlar da vardır. Fakat bugün için en yaygın olanı psikanalitik görüştür.

Kanımıza göre, histerinin etiyolojisi henüz tam aydınlatılmış değildir. Bu has-talıkta aile içi rol dağılımları ve rol benimsemeleri ile ilgili önemli psikososyal etkenle-rin yer aldığını ve bunların daha pek çok araştıncıya konu olabileceğini sanıyoruz.

Histeri ya da konversiyon nevrozunun sıklıkla ortaya çıktığı kişiliklerdir. Bu kişilerin genel özellikleri şun"ardır: Ego senthsite, heyecansal labilite veim-matürite astl özellikleri oluşturur. Histerik kişilersürekli olarak çevrenin dikka-tini üzerlertCTB:, çekmeye çalışırlar, impulsif davranışlara eğilim ve inhibisyon kusuru gösterftter. Dramatik davranışlar ve ekshibisyonizm, suggestibilite, tak-litçilik, heyecanlı ilişkilerde yüzeysellik, bağımlılık ve çaresizlik, olgun sek-süel uyum göstermeme, kapris, aşırı incelik ve benzeri kişilik özellikleri gösterirler. Kendilerine özen gösterilmesindeki eksikiikleri nefretle karşılayan, artistvari, gösterişi seven ve belirli biçimde depersonalizasyon eğılimi taşıyan, saldırganlık ve düşmanlık duygulannı iyi idare edemeyen, çevresindeki kim-selerle olgun ilişkiler kuramayan kişilerdir. Histerik kişiler en çok dissosiyas-yon, represyon, aşırı identifikasyon, regresyon, inkar, inkorporasyon, sembolizasyon gibi ego savunma mekanizmalarını kullanırlar. Dissosiyasyon eğilimi taşıdıklarından kolayca telkin altında kalırlar. Histerinin temaruzdan psi-kofizyolojik visseral bozukluklara kadar pek çok sorunlan içine alan durum-larda kullanılması ve psikiyatri dışında da kullanılan bir deyim olmaya başlamasından dolayı bu sakıncalan kaldırmak için Chadoffve Lyons tarafın-dan histerik kişilik yerine Histrionik Kişilik ^Hİstrionic Personality) deyimi ileri sürülmüştür. Histerik kişiler ayrıca yalan söyleyen "Pseudologia Fantastica" gösteren kişiierdir. Seks yönünden canlı ve kuşkucudurlar. Frijidite göstere-bilirler. Kişilerarası ilişkilerde daima isterler, başkaları ile ciddi bozuk ilişkileri yaşam boyu sürdürürler. Boşanmalar ve yuvadan ayrılmalar bu kişilerde faz-la görülür. İç duygularını doğru biçimde ifade edemezler ve çoğu kez vücut hareketlerini kommünikasyon aracı olarak kullanırlar.


GİDİŞ VE SONLANIŞ

Histerik nevrozda gidiş ve sonlanış hastanın kişilik yapısına, çevresel koşullara ve yapılan sağaltıma bağlıdır. Uygun çevresel koşullarda çok zaman eğindirim (telkin) yöntemleri ile, hatta kendiliğinden, belirtilerde düzelme sık görülür. Fakat bu belirtiler yineleyebilir. Ağır vakaların uzun yıllar sürdüğü ve işlev bozukluğunun organik bir bo-zukluğa da yolaçtığı (örneğin kaslarda körelme, eklemlerde kaynaşma gibi) görülebilir. Yıllarca felçli yatan hastalar vardır. Fakat çoğu genellikle iyileşme gösterir.


SAĞALTIM

Konversiyon nevrozunun ve disosiatif türden nevrotik bozukluğun sağaltımında değişik sorunlar vardır. Bu bozuklukların önemli bir kısmı kendiliğinden düzelmektedir. Hasta hekime getirilmiş olsa bile iyileşmenin hekimin uyguladığı bir yöntemle olup olmadığını değerlendirmek güçtür. Hastaların önemli bir kesimi de halk arasında hacı hoca diye bilinen hekimlik dışı yöntemlerle iyileşmektedir. Bunlarla hastanın iyileşmesi kuşkusuz onun bu yöntemlere olan inancına bağlıdır.
Hekimlere getirilen hastalann bir kesimi hem aile ve çevrenin, hem hekimin bu hastalıkla ilgili önyargılarının doğurduğu tutumlarla karşılaşmaktadır. Hekimlerin çoğu histeri hakkında ya hiç bir şey bilmemekte ya da bozukluğu gösteren kişilere çok sınırlı ve yüzeyel bilgi ile yaklaşmaktadır. Hekimler sıklıkla bu bozukluğun yapmacık, uydur-ma ve bir takım çıkarlar için kondurma bir hastalık olduğunu düşünerek hastalara karşı daha başlangıçta olumsuz bir önyargı ile yaklaşmaktadırlar. Hasta, kullanılan basit bir telkin yöntemi ile kısa sürede iyileşme göstermezsc hekim hastanın iyileşmek isteme-diğini düşünerek hastaya öfke duymakta ya da kısa sürede uzaklaştırmaktadır. Organik bir neden yok iken bir hastanın ruhsal kökenli bir inme nedeni ile aylarca yatakta yat-ması kolay anlaşılır ve kabul edilebilir bir durum değildir. Muayenelere göre hastanın yürümesi, görmesi, sesinin çıkması, kulağının işitmesi gerekirken bu işlevlerin yitimi ortada sanki bilinçli bir kasıtlılık varmış gibi bir izlenim bırakmaktadır. Rahatsızlığın bilinçdışı etkenlerle olduğu yüz yıla yakın bir süredenberi bilinse bile, bilinçdışı ruhsal süreçlere ilgi duymayan bir hekimin histerik hastaya yaklaşımında önyargılardan ve öfke duygulanndan kendini arındırmış olması güçtür. îşte bu nedenlerle histerik hastaların sağaltımı sanıldığı kadar kolay olmaz









Copyright © Online Terapi Odasi Terapi Online Psikolojik Destek Alma Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma: 2008-07-21 (127 okunma)

[ Geri Dön ]
ISO 9001-2000 IQ-CERT


Köşe Yazıları

Ayla KETRE ERDEN
Farketmeli İnsan


Aylin KETRE
Eğer;


Birol AKKAYA
Birinden


Doğu KILIÇOĞLU
Yeni Bir Yaşama Bir Kaç Adım


Sümeyra GÜLER
Acıtan Arayış


Varmısın ?


Anket
İnsanlararası İlişkilerde Giderek Artan Bir Güvensizlik Olduğu Fikrine Katılıyor musunuz?

Kesinlikle Evet
Kararsızım
Kesinlikle Hayır
Bir Fikrim Yok



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy 41

Foruma Giriş


Reklam Alanı

Ayzep Psikolojik Danışmanlık  Merkezi


Ziyaretçi Defteri
1:Uzaklık (UzakOlmak)
2:........... (frenceska)
3:HAYAT Bİ... (dlek)
4:işte buu... (scakir55)
5:bilinçle... (tozarelifelifdiye)
6:selamlar... (ssiibbeell)
7:slm (anarchist)
8:denizlid... (denizlidost38m)
9:merhaba (mihra)
10:daha guz... (adasu77)

[ Tüm Mesajlar ]

Cinsel Yaşam ve Terapiler

Site Öner


Site Rank
Şu ana kadar
248990
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Ekim 2007

© Copyright 2007 Terapiodasi.com  ||    Tüm Hakkı Saklıdır.       Site Tasarım & Hosting [ MRN ]
mersin reklam ajansı