Histeri (İsteri)

Yunanca isteros (dölyatağı) sözcüğünden türeyen isteri kavramı, eski çağlarda kadınların cinsel isteklerinin karşılanmamasının sonucu olarak değerlendirilirdi. Çağdaş tıp ise isteriyi kişinin karakterinde ve davranışlarında anormalliklere yol açan bir psikonevroz olarak tanımlamakta ve nedenini sinir sisteminin çok çeşitli işlevsel bozukluklarına bağlamaktadır.
İsteriyi ilk olarak inceleyen Fransız hekimi Charcot, bu hastalığa çok geniş bir kapsam tanımış, daha sonraları Babinski isteriyi telkinle ortaya çıkan karmaşık olaylara bağlamıştır. Psikanalizin kurucusu Freud ise isteriyi ahlak kurallarının baskı altında tuttuğu cinsel isteğin, kişinin sinirsel ve ruhsal yapısındaki tepkisi olarak değerlendirmiştir. Freud'un görüşü isteri olaylarının büyük bir bölümünü açıklıyabilmekle birlikte, bombardımanlar, kazalar, ekonomik sıkıntılar sırasında karşılaşılan isteri olaylarını açıklamada yetersiz kalmaktadır.
Freud'un çalışma arkadaşı Adler, bu yetersizliği gidermek için isterinin baskı altında tutulan cinsel isteğin değil, baskı altında tutulan iktidar hırsının tepkisi olduğunu ileri sürmüştür. Psikanalizcilerin de ileri sürdüğü gibi isteriye yol açan temel bozukluğun organik olmayıp, ruhsal yapıdaki işlevsel bozukluklara dayandığı doğrudur. İsterinin belirtileri 13-15 yaşları arasında, yani ergenlik çağında ortaya çıkar. Ergenlik çağından uzaklaşıldıkça hastalığın belirmesi olasılığı azalır; 4050 yaşlarından sonra hiç görülmez. Kadınlarda, erkeklerden çok daha yaygındır.
Hastalığın ruhsal belirtilerinin başında heyecan ve üzüntüye aşırı yatkınlık gelir. Ayrıca duygusal davranışlarda büyük bir tutarsızlık vardır. Hasta büyük bir kolaylıkla sevinçten üzüntüye, durgunluktan hiddete, hareketten hareketsizliğe yönelebilir. Çok konuşur ve çok kolay karar değiştirir. Ruhsal belirtilerin bir tanesi de bencilliktir. Hasta kendi isteklerini yerine getirebilmek için, başkalarının çok önemli çıkarlarının zarar görmesini önemsemez. Bencillik giderek kendini büyük görmeye dönüşür.
İsterik kadınların aşırı cinsel tutkuları olduğu yolundaki yaygın kanı doğru değildir. Hastalarda cinsel sorunun önem taşıması mümkün olmakla birlikte, cinsel sorun payının hiç de önemli olmadığı olaylar çoğunluktadır.
İsterinin fiziksel belirtilerinin başında bayılma olayı gelir. Kaslar, inmede olduğu gibi hareket güçlerini yitirirler ya da toplu olarak kasılırlar. Bayılma, birden ve süratle gerçekleşir. Süresi hastadan hastaya değişir. Sinir sistemindeki işlevsel bozukluğun bir sonucu olarak hastanın kimi hareketleri yapması zorlaşır. Örneğin bacak kasları hareketsizleştiğinden, hasta ayakta duramaz ya da yürüyemez; fakat yatağa yatınca bacaklarını istediği yönde hareket ettirebilir.
İsteri duyu organlarını da etkiler. Görme duyusu etkilenmişse, görme yeteneği azalır, renkler seçilmez, nesneler çift ya da daha fazla görülür, görme alanı daralır. Duyma duyusu etkilenmişse, duyma yeteneği azalır ya da hiç kalmaz. Koklama duyusu etkilenmişse koklama yeteneği azalır ya da hiç kalmaz. Tat alma duyusu azalmışsa dil ve damak mukozası tat almaz olur.
İsteride hastanın derisi de duyarlığını yitirir. Bu yitirme bütün vücutta olabileceği gibi, vücudun sadece bir bölümünde de olabilir. Derinin duyarlığının azalması yüzeysel değilse, hasta iğne batırma, bıçakla yara açma gibi eylemlerin acısını algılayamaz.
İştahsızlık, baş ağrısı, mide kasılmaları, ses kısılması, öksürük, hızlı kalp çarpması, cinsel isteğin artması ya da azalması, bol tükürük salgılanması, sidiğin artması ya da azalması isterinin başka belirtileridir, içerik ana babadan doğan çocukların gözetim altında bulundurulmaları, ileride bunların da isterik olmalarını önleyebilir. Özellikle ergenlik döneminde, bu dönemin sarsıntısız olarak geçirilmesini sağlamak için alınacak tedbirler, bu çocukların isteriye tutulmaları olasılığını ortadan kaldırır.
İsterinin tedavisinde hastanın bulunduğu ortamdan uzaklaştırılması baş vurulacak, ilk tedbirdir. İsteri ruhsal yoldan tedavi edilir. Hastayı sinir sisteminde anatomik bir bozukluk olmadığına, hastalığın ruhsal yapıdaki işlevsel bir bozukluğa dayandığına inandırmak ve hekime yardımcı olmasını sağlamak gerekir. Freud bu hastalıkla ilgili olarak yaptığı çalışmalar sonunda psikanaliz kuramının ilkelerini saptamıştır. Ayrıca soğuk ve sıcak duş, soğuk veya sıcak kompres, ağrıların geçirilmesi için elektrik tedavisi de yararlı olmaktadır. Sinir sistemini yatıştırıcı ilaçlar (bromürler, barbitüratlar vb.) ile sinir sistemini güçlendirici ilaçlar (fosfor ve B1 vitamini içeren ilaçlar) da yararlıdır.
Copyright © Online Terapi Odasi Terapi Online Psikolojik Destek Alma Tüm hakları saklıdır.