Hayata Bağlayan Üç Şey
Daha önceki bir yazımda hayatta üç şey vardır diye bir başlık kullanmış ve Hayatta gittiğinde asla geri dönmeyen üç şey olduğundan söz etmiştim. Bunlar: Zaman, sözcükler ve fırsatlardı.

Bugün de insanı hayata bağlayan üç şeyden söz edeceğim. Hayatta olmazsa olmazlarımız nelermiş bakalım.

Bir yazıda okumuştum. İnsanlar varoldukları ilk günden itibaren başarı ve mutluluk için çaba göstermektedirler.Başarı hayatımızın %15’lik bir kısmını alırken mutluluk %85’lik bir kısma hakim olmaktadır..

Katılıyorum bir bireyin de yaşamda mutlu sayılabilmesi için işte şu üç şeye ihtiyacı vardır. Bunlardan birincisi, sağlıklı bir evlilik. İsterseniz biraz sağlıklı evliliğin ne demek olduğuna bakalım. Bir kere sağlam temellere oturtulmuş olmalı. Paldır küldür yapılmış , üzerinde sağlıklı bir düşünme zamanı harcanmamış bir evlilik ne yazık ki çok kısa bir zaman sonra langir lingir yürümektedir. Nitekim şöyle bir etrafınıza baktığınızda bunların örneğini çokça göreceksinizdir. Genellikle evlilik öncesi kararsızlılar da gençlere şu öğüt verilir “Nikahta keramet vardır, Zamanla birbirinizi seversiniz, Sanki biz sevdik de aldık, alışırsın alışırsın”. Evlilik hiç de istemediğiniz gibi gittiğinde de şunları duyarsınız “Kan kussan kızılcık şerbeti içtim diyecek ve renk vermeyeceksin, Aaa, sen de fazla oluyorsun ama içkisi mi var kumarımı (Ya da beylere anneleri ya da yaın akrabaları şunu söyle “Oğlum evinin işini yapıyor mu yapıyor, sana çocuk doğurdu mu , doğurdu, evinde mi evinde. Eee daha bealnı mı arıyorsun) Sanki evliliğin olmazsa olmazları bunlarmış gibi. Evlilik hayatın yarısıdır. Bu adımı yanlış atarsanız, hayat boyu mutsuz yaşama ihtimaliniz yüksektir.Eş seçiminde ince davrananlara son söz şu olur genellikle “Hayallerindeki eş adayını aramaktan vazgeç, mevcut alternatifler arasından en iyisini seç.” Ya da evlenmiş ve mutsuz olmuşlara da şu söylenir “ Hayallerindeki eşe göre değil de mevcut eşine göre hayatını düzenle.” Sanırım hayata mutlu olmanın ilk şartı hakkında yeterince konuştuk.

Peki ikincisi nedir? İkincisi, yaam boyunca zevk alabileceğiniz bir iş yapmaktır.Bir işi sevmeden yapan kimse zihnini kilitlemiş sayılır. Şöyle bir etrafınıza bakın , etrafınızda kaç insan işini gerçekten severek yapıyor ve kaçı da sevmeyerek oflayıp puflayarak yapıyor? Bunlar arasında gözlemlediğiniz farklar neler? Hangisi daha mutlu ve yaşama bağlı görünüyor? Peki sevgili gençler kaçınız tam da meslek seçimi arifesinde gerçekten ne istediğinizi biliyorsunuz? Ya da meslek sahibi insanlar kaçınız çalışma koşullarından memnun ve yaptığı işi seviyor? Peki yine evlilikte olduğu gibi mevcut koşulları değiştirmeli misiniz yoksa razı ve mutsuz, verimsiz , çekilmez biri olarak yaşamaya devam mı etmelisiniz? Bunu bir daha düşünün.

Evet sıra geldi üçüncü koşula. Hayata somut bir başarı sunmaktır. İnsanlar tanıyorum, parası, kariyeri, diploması olan ama somut bir başarı koyamadığı için psikolojisi bozuk bir halde dolaşan ve kendiyle birlikte insanların da ömrünü tüketen..

Her yazı da olduğu gibi şimdi ortaya da bir son koymak gerekir değil mi? Hayır bu kez ben son söz söylemeyeceğim . Ama sizden bir isteğim var. Bir düşünün gerçekten eşiniz olmayan bir insanla mı yaşıyorsunuz, gerçekten eşiniz olmayan bir işte mi çalışıyorsunuz ve gerçeten ortaya somut bir başarı koymuyor musunuz ?
Yazar: Ayla KETRE ERDEN
Tarih: 2008-05-14


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Online Terapi Odasi Terapi Online Psikolojik Destek Alma
http://www.terapiodasi.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.terapiodasi.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=19