Son on yılda subsendromal duygulanım bozuklukları giderek artan araştırmaya konu oldu. DSM- III’de kişilik bozuklukları kategorisinden çıkartılarak duygudurum bozuklukları arasına alındı.
İlk kez 1882 yılında Kahlbaum tarafından “cyclothemia” terimi kullanılmış. 1854 yıllarında Falret kalıtımsal, tedavi gerektirmeyen, hatta hastalık olarak bile kabul edilmeyen hafif heyecan ve melankoli episodlarıyla seyreden “folie circulaire” yi tanımlıyor. 20. yüzyılın başında Kraepelin siklotimik mizacı “manik depresif deliliğe” zemin hazırlayan manik depresif deliliğin hafif bir klinik formu olarak açıklıyor (9). Schneider 1958’de, bir bozukluğun aşamalarının farklı isimlendirilmemesini, bu nedenle manik depresif deliliğin değişik formlarını siklotimi olarak tanımlamanın daha doğru olduğunu savunuyor. 1977’de Akiskal ve ark.’ın çalışmalarıyla siklotimi DSM-III’e bipolar bozukluklar spektrumu içine alınıncaya kadar siklotimi ve diğer minör duygulanım durumları yeterince çalışılmadı.
Hayat boyu prevelansı çeşitli çalışmalarda %0.4 den %1’e kadar değişiyor (4).
(9)Retrospektif ve prospektif izlem çalışmalarda siklotimi kriterlerini karşılayan hastaların bir kısmının bipolar bozukluk geliştirdiklerini gösterilmekle beraber siklotimi heterojen bir gruptur ve bipolar bozukluk gelişimi için ne yeterli ne de gerekli bir ön koşul oluşturmamaktadır. Siklotimik semptomların en azından bazı hastalarda bipolar bozukluğun erken bulguları olduğa dair kuvvetli deliller vardır. Siklotimi’nin ailelerinde bipolar bozukluğun daha sık görülmesi siklotiminin unipolar bozuklukdan çok bipolar bozukluğa daha yakın olduğun bir diğer delili. Lityum tedavisinin siklotimik bozukluğu tedavisinde etkili olduğuna dair çalışmalar var. Bir çalışmada ailesinde duygulanım bozukluğu olan siklotimiklerin Li tedavisine daha iyi yanıt verdiği sonucu elde edilmiş. Li’a cevap veren bipolar siklotimik ve cevap vermeyen başka bir nonbipolar siklotimik alt gurubun olup olmadığı daha ileri araştırmalarla anlaşılacak. Siklotimiklerin birinci derece akrabalarında bipolar II’nin bipolar I’e göre daha sık görüldüğünü bildiren çalışmalar ve ilişki bulamayan çalışmalar da var. Bipolar II ve siklotiminin yanlızca depresif periodların şiddeti açısından farklı olması nedeniyle siklotiminin bipolar II’ye daha yakın olduğuna inanan araştırmacılar var. Ancak çalışmalar bunu destekleyen yeterli delil henüz sağlamış değil. 9. Distimi siklotiminin bir varyantı olarak düşünülüyor. Hipomanik durumların tespitinin zor olması nedeniyle distimiklerin bir alt grubunun dikkatli bir öykü alınarak siklotimi tanısı almaları olası. Klein ve ark. (10) siklotimiklerin distimiklerle karşılaştırıldığında daha şiddetli depresif semptomlarının olduğu, daha dışa dönük oldukları (higher levels of extraversion), bipolar I aile öyküsünün daha fazla olduğunu söylüyorlar.
9. Çeşitli kişilik bozuklukları, özellikleri (trait) ve mizaçların siklotimiyle ilişkili olabileceği bildirilmiş. BKB hastaları sıklıkla duygudurum bulguları gösterebilirler. Bu hastların bir kısmında tanımlanmamış bu nedenle tedavi edilememiş duygudurum bozuklukları bulunabilir.
9. Howland ve ark. gözden geçirme yazıları sonucunda bazı sonuçlara ulaşıyorlar. Klinik, aile öyküsü, gidiş ve tedaviye yanıtdan yola çıkarak bipolar bozukluğun siklotimik bir alt grubunun tanımlanabileceğini, bu gurupdaki hastalarda siklotiminin bipolar bozukluğun başlangıç belirtileri olabileceği ve bu hastaların duygudurum stabilazatörlerinden faydalanabilecekleri önemli bir sonuç. Siklotimi ve benzeri kronik subsendromal durumların araştırılması daha ciddi duygudurum bozuklukların oluşumu ve gidişleri (course) hakkında ipuçları sağlayacaktır.
11 Yanlızca majör depresyon, distimi veya siklotimiye ek olarak majör depresyon, yanlızca distimi veya siklotimi geçiren hastaların kişilik özellikleri ve kişilik bozukluklarının karşılaştırıldırğı bir araştırmada paranoid, histrionik, narsisistik, borderline, kaçıngan ve pasif-agresif DSM-III tanılarının majör depresyon / siklotimi-distimi ve yanlızca siklotimi- distimi grubunda daha sık bulunmuş. Emosyonel instabilite, kendinden şüphelenme, hassaslık, bağımlılık, güvende hissedememe, komplians gibi oral kişilik özellikleri majör depresyon / siklotimi-distimi ve yanlızca siklotimi-distimi grubunda daha belirgin, obsesif kişilik özelliği olan katılık yanlızca majör depresyon grubunda daha belirgin olarak tespit edilmiş.
Bir Cevap Yazın








Yorumlar