Online Terapi

ISO BELGESİ

Bizimle Çalışırmısınız ?

Online Psikolojik Danışma

Cinsel Terapi

Giriş



İlk olarak 1953’te Margaret Mahler tarafından tanımlanmış bir çocukluk psikozudur. Normalde yeni doğmuş bir bebek hayatının ilk 2.-3. bazen 4. haftasında otistik bir yaşam içerisindedir. Çevre ile ilişkisi içsel uyaranlarla ilgilidir. Açlık, susuzluk, sıcaklık, soğukluk gibi. Dış dünyanın gerçeklerine ilgisizdir. Anne ya da yabancı onun için aynıdır.

Kendisine yaklaşılmasına ya da uzaklaşılmasına tepki vermez. 3. veya 4. haftanın sonlarında bu otistik durumdan çıkar. Önce içsel uyaranların verdiği hoş olmayan duygunun (açlık, susuzluk, ıslaklık gibi) çevre tarafından giderildiğini, daha sonra kendisine bu hazzı sağlayan bir bireyin varolduğunu algılar. (anne ya da bakıcı) Giderek bu bireyle ilişki kurar, onu diğerlerinden ayırır. Onun varlığına ya da yokluğuna tepki gösterir. Yani sembiyotik bir ilişki içine girer. Bu ilişki anne ve çocuğun birbirlerine zevk verdikleri, karşılıklı uyum ve doyum sağladıkları bir ilişkidir. Çocuk 5-6 aylık olunca bir yandan anne ile normal sembiyotik ilişkisi devam ederken, kendisinin ayrı bir varlık olduğunu algılamaya başlar ve yavaş yavaş ayrışma ve bireyselleşme (differentiation-individuation) sürecine girer.

Sağlıklı gelişmede, sembiyotik ilişkinin zayıflaması, ayrışma ve bireyselleşmenin güçlenmesi beklenir. Ama bazı çocuklarda bu bağ çözülmez ve ayrışma, bireyselleşme gerçekleşmez. Çocuk anneden ayrılması gereken durumlara aşırı tepki gösterir. Bu çocukların iki, üç hatta beş yaşlarına kadar oldukça sağlıklı gelişme gösterdikleri sanılırsa da, gelişme öykülerinde aşırı korkular, öfke nöbetleri, ayrılığa karşı aşırı tepkilerin erken yaşlarda da görüldüğü anlaşılır.

Bu çocukların yaşamında anne ile sembiyotik ilişkiyi bozacak olaylar olursa, (kardeş doğumu, annenin hastalanması, ölümü vb.) çocuk giderek otistik duruma girer. Bu, önce çevre ile ilgisinin azalması, uyaranlara tepki vermemesi ile başlar. Çağrılınca cevap vermez. Bu davranışlar inat veya küskünlük zannedilebilir. Giderek konuşma kaybolur, kullandığı sözcük sayısı hissedilir derecede azalır. Konuşmayı ancak susuzluk, açlık gibi büyük gereksinimlerini belirtmek için kullanır ve zamanla hiç konuşmaz hale gelir. Ve otizmin bütün belirtilerini göstermeye başlar.

Erken tanı konması çok önemlidir. Otistik duvar örülmeye başlanmadan ya da bu duvar kalınlaşmadan tedaviye başlanması sonucu önemli oranda etkiler. Tedavi yaklaşımı otizmdeki gibidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Online Terapi

A’dan Z’ye Bozukluklar

Meditasyon Müzikleri

Diğer Siteler


Yorumlar

Kimler Bagli

  • 0 Uyeler.
  • 6 Ziyaretciler