Online Terapi

ISO BELGESİ

Bizimle Çalışırmısınız ?

Online Psikolojik Danışma

Cinsel Terapi

Giriş



Bilişsel terapi yaklaşımı kişiye, kendi hedeflerini saptayıp davranış şekillerini planlayarak kendisinin terapisti olmayı öğretiyor.

Bilişsel Davranışçı Terapi; davranışlar, düşünceler, duygular ve fizyolojik tepkiler arasındaki etkileşimi göz önüne alan ve bu sistemlerin tümünde veya bir kısmında değişim hedefleyen terapiler bütünü anlamına gelir. Bu terapi biçimi bilişsel süreçlerin ve soyut olayların davranış değişikliğine yol açar.

Bilişsel terapi nasıl işler?

Yapılandırılmış ve akla uygunluğu net bir şekilde ortaya konulmuş bir yöntem olan bilişsel davranışçı terapi, içinde bulunulan âna, hedefe, belirtilere ve probleme odaklanır, ev ödevler içerir. Sistematik deneysel değerlendirmeye açık bir terapi modeli olan bilişsel terapi yaklaşımı eğitici bir model olmakla beraber kişiye hastalığı ve kendisine uygulanan terapi yöntemi konusunda bilgiler aktararak kendisinin terapisti olmayı öğretir. Hastaya, kendi hedeflerini saptama, düşünce ve inanışlarını tanımlama ve değerlendirme, davranış değişikliklerini planlama ve bunları hayata geçirme yöntemleri gösterilir.

Korkular hakkında bilgi sahibi olunmalı

Kişiyi korktuğu durum hakkında bilgilendirmek, korkunun azalmasında etkili olacaktır. Anksiyetesi olan bir kişi, korkusuz bir modelin o durumla etkili bir şekilde baş ettiğini gözlemledikten sonra daha az korku duyar.

Bandura’nın fobi tedavisindeki başlıca varsayımı, psikolojik terapilerin kişinin kendine yeterlik beklentilerinde değişiklik meydana getirmesi şeklindedir. İnsan bir davranışı gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği konusunda kendisiyle ilgili bir algıya sahiptir. Zor bir durumla baş edebileceğine inanan insan korku duymaz ve o durumdan kaçınmaz. Ama bununla başa çıkamayacağını düşünüyorsa kaygılanır ve vazgeçer.

Korku veren davranıştan uzaklaşmalı

Bilişsel davranışçı yaklaşıma göre, korku veren duruma yakınlaştıkça kişinin duyduğu kaygı artar, korkulan durumdan uzaklaştıkça da kaygısı azalır. İnsanın biyolojik olarak acıdan kaçan ve hazza yönelen bir doğası vardır. Kaçma/kaçınma davranışı kısa vadede anksiyeteyi azalttığı için başarılı yani pekiştiricidir. İnsan, korktuğu durum, nesne, kişi, hayvan vb ile temastan uzak durarak anksiyeteden kaçınır. Ya da anksiyeteyi azaltmak için, geçmiş deneyimlerinde kullandığı işe yarayan hareketleri yapar.

Obsesif hastanın ellerini tekrar tekrar yıkaması veya temizlenip temizlenmediğini bir yakınına sorması, agorafobik hastanın evden yalnız çıkmaması veya yanında sürekli su bulundurması, hastalık korkusu olan hastanın sık sık doktora gitmesi veya tahlil yaptırması gibi davranışlar ise aksine, korkunun sürmesine ve giderek artmasına yol açar.

Kendine yetmek anksiyete sürecini etkiler

Kendine yeterlik, kişinin anksiyete uyandıran durumlarla baş etme becerilerini harekete geçirme ve sürdürme yetisini belirler. Kendine yeterlik beklentilerini değiştirmeye yönelik yöntemler arasında şunlar sayılabilir:

” Hastanın terapisti gözlemledikten sonra aynı davranışı tekrarlaması ve kendi performansıyla ilgili geri bildirim alması ” Hastaya doğrudan somut bilgilerin verilmesi ” Sistematik duyarsızlaştırmada meydana gelen fizyolojik değişimler ” Geleneksel terapilerdeki gibi sözel ikna

İnsanın kendine yeterlik beklentisini ise, kişinin yapması gereken işi ne kadar zor algılaması, o işi gerçekleştirebilme becerisiyle ilgili özgüveni, işteki başarısını başka konulara genellenme olasılığı etkiliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Online Terapi

A’dan Z’ye Bozukluklar

Meditasyon Müzikleri

Diğer Siteler


Yorumlar

Kimler Bagli

  • 0 Uyeler.
  • 6 Ziyaretciler